Bazı iş günleri diğerlerinden daha uzun sürer. O gün de gorukle escort bilgisayarın başında saatlerce çalışmış, toplantılar ve telefon görüşmeleri arasında kendime ayıracak neredeyse hiç zaman bulamamıştım. Akşam olduğunda tek istediğim, iş kıyafetlerimi çıkarıp biraz nefes almaktı.
Fakat eve gitmeden önce bir kahve içmeye karar verdim.
Görükle’de sakin bir mekâna girdim. Pencere kenarında bir masa buldum ve telefonumu sessize aldım. O gün ilk defa kimsenin benden bir şey istemediği birkaç dakika geçirecektim.
Kahvemi beklerken karşı masada oturan adam dikkatimi çekti.
Tek başınaydı.
Elinde bir kitap vardı ama uzun süredir aynı sayfaya baktığını fark ettim. Belli ki o da kitabından çok çevresini izliyordu.
Bir an göz göze geldik.
Sonra tekrar.
Üçüncü bakışta artık bunun tesadüf olmadığını anlamıştım.
Ben de gözlerimi kaçırmak yerine gülümsedim.
O da kitabını kapattı.
Birkaç dakika sonra yanıma geldi.
“Umarım rahatsız etmiyorum,” dedi.
“Henüz etmiyorsun.”
“Henüz mü?”
“İlk izlenim için biraz daha zamana ihtiyacın var.”
Gülümsedi.
“Bunu düzeltme şansım var mı?”
“Belki.”
Masama oturmasına izin verdim.
Konuşmaya başladığımızda oldukça rahat biriydi. İşinden bahsetti, ben de kendi işimden söz bursa escort ettim. Günün stresinden ve insanların bazen iş hayatını gereğinden fazla ciddiye almasından konuştuk.
Bir süre sonra bana:
“Bugün çok yorulmuşsun,” dedi.
“Belli oluyor mu?”
“Biraz.”
“Nasıl anladın?”
“Gülümserken bile gözlerinde yorgunluk var.”
Bu cümle beni şaşırttı.
Çünkü çoğu insan yalnızca dış görünüşe dikkat eder. altıparmak escort Onun ise küçük bir ayrıntıyı fark etmiş olması hoşuma gitmişti.
“Demek dikkatli bakıyorsun.”
“Evet.”
“Tehlikeli bir özellik.”
“Bazen işe yarıyor.”
Aramızdaki konuşma giderek daha samimi bir hâle geldi.
Bana Bursa’da nerelerde vakit geçirdiğimi sordu. Görükle’yi sevdiğimi söyledim. O da Altıparmak’ta bazı mekanları sevdiğini anlattı.
“Bir gün sana sevdiğim bir yeri gösterebilirim,” dedi.
“Bu bir buluşma teklifi mi?”
“Bunu sen nasıl yorumlamak istiyorsan öyle.”
Gülümsedim.
“Oldukça diplomatik.”
“Risk almadan da istediğini elde edemezsin.”
Bu cümle hoşuma gitti.
İnsan bazen birinin söylediklerinden çok, söyleyiş biçiminden etkileniyor.
O gece de öyle olmuştu.
Sohbetimiz devam ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Kafe yavaş yavaş boşalıyordu. Dışarı baktığımda havanın karardığını fark ettim.
“Sanırım gitmem gerekiyor,” dedim.
“Üzüldüm.”
“Daha yeni tanıştık.”
“Biliyorum.”
“Bu kadar çabuk üzülmen ilginç.”
“Çünkü sohbetimizin bitmesini istemiyorum.”
Bu kadar doğrudan olması beni biraz şaşırttı.
Ama hoşuma gitti.
Kafeden birlikte çıktık. Görükle sokaklarında kısa bir yürüyüş yaptık. Akşam serinliği üzerimizdeki yorgunluğu biraz olsun dağıtmıştı.
Bir ara bana:
“İnternette bursa escort araması yapan insanların beklentisi ne sence?” diye sordu.
Gülerek omuz silktim.
“Bilmiyorum. Ama benim beklentim basit.”
“Nedir?”
“Karşımdaki insanın dürüst olması.”
“Başka?”
“Beni güldürebilmesi.”
“Bunu hallederiz.”
“Bir de sıkıcı olmaması.”
“Şimdi işim zorlaştı.”
İkimiz de güldük.
Sonra sohbetimiz biraz daha kişisel bir hâl aldı. İlişkilerden, güvenmekten ve insanların birbirine yaklaşırken neden bu kadar temkinli davrandığından konuştuk.
Benim için bir insanı çekici yapan şeyin yalnızca görünüş olmadığını anlattım.
“Bence asıl çekim, merakla başlıyor,” dedim.
“Nasıl yani?”
“Karşındaki insanı biraz daha tanımak istiyorsan, zaten bir şey başlamış demektir.”
Bana baktı.
“Ben seni biraz daha tanımak istiyorum.”
Bu kez sessiz kaldım.
Çünkü aynı şeyi ben de hissediyordum.
Altıparmak escort şeklindeki aramalarda ya da bursa escort aramalarında insanların farklı beklentileri olabilir. Ancak gerçek hayatta kurulan bir iletişim bana göre çok daha farklıdır. Bir insanla göz göze gelmek, ses tonunu duymak, esprilerine gülmek ve birlikte geçirilen birkaç saatin sonunda onu tekrar görmek istemek…
Asıl heyecan burada başlar.
Ayrılacağımız sırada telefon numaralarımızı değiştirdik.
“Yarın mesaj atacağım,” dedi.
“Belki çok meşgul olurum.”
“Olmazsın.”
“Nereden biliyorsun?”
“Çünkü beni tekrar görmek istediğini düşünüyorum.”
Gülümsedim.
“Biraz fazla kendine güveniyorsun.”
“Yanılıyor muyum?”
Cevap vermedim.
Eve vardığımda telefonum çaldı.
Mesajı açtım.
“Bugünkü kahvenin telafisini ne zaman yapıyoruz?”
Bir süre ekrana baktım.
Sonra yazdım:
“Telafi mi? Bence daha güzel bir plan yapmalısın.”
Cevabı hemen geldi:
“Altıparmak’ta akşam yemeği. Sonrasında uzun bir yürüyüş. Kabul mü?”
Gülümsedim.
“Bu kez kabul.”
O gece yatağa uzandığımda günün yorgunluğunu artık hiç hissetmiyordum.
Sabah aynı işe, aynı yoğunluğa ve aynı koşturmacaya dönecektim.
Ama artık aklımda başka bir şey vardı.
Bir sonraki buluşma.
Bazen hayatınıza giren insanlar büyük bir olayla değil, iş çıkışında içtiğiniz sıradan bir kahveyle başlar.
Bir bakışla.
Kısa bir sohbetle.
Ve belki de en önemlisi, “seni tekrar görmek istiyorum” diyebilecek kadar cesur bir insanla.
Benim için o akşam tam olarak böyle başlamıştı.
Görükle’de başlayan küçük bir tesadüf, Bursa’nın başka sokaklarına uzanan yeni bir hikâyenin ilk sayfası olmuştu.
